Site Rengi

DOLAR
7,3868
EURO
8,9471
ALTIN
437,44
BIST
1.466
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
5°C
İstanbul
5°C
Çok Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
9°C
Cumartesi Yağışlı
11°C
Pazar Parçalı Bulutlu
12°C
Pazartesi Yağışlı
14°C

2021 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda

Çavuşoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2021 bütçesinin sunumunu yaptı.

2021 Yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda
24.11.2020 17:18
0
A+
A-

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’de en uzun kıtasal kıyı şeridine sahip ülke olan Türkiye‘nin, kendi kıyılarına hapsedilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin parçası olmadığı hiçbir girişimin başarıya ulaşması muhtemel değildir.” dedi. Çavuşoğlu, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Dışişleri Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2021 bütçesinin sunumunu yaptı.

Türkiye’nin, bölgesel ve küresel meselelerde laf sahibi olduğu yerli, milli dış politikayı hayata dinmek için çalıştıklarına göze çarpan eden Çavuşoğlu, “Sayın Cumhurbaşkanımızın dinç liderliğinde, kadim coğrafyamızın ve şanlı tarihimizin gereklerini yerine getiriyoruz. İçinden geçmekte olduğumuz çağın koşullarını dikkate bölge girişimci ve insani bir dış politika uyguluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Türkiye’nin, odağında insana hizmet anlayışı ile yeniden öngörülü, etkili olduğunu vurgulayarak, Cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Yurtta sulh, cihanda sulh” temel ilkesi doğrultusunda, bölgesinde ve ötesinde barışma, istikrar, refaha etkin katkılarda bulunduklarını anlattı.

Yöresel ve milletlerarası ortamda bir başkalaşım süreci yaşandığını anımsatan Çavuşoğlu, “Bu süreci içten okumak ve istikametini yönlendirmek durum. böylece ara sıra oyun koymak, ara sıra de oyun bozmak gerekiyor.” değerlendirmesinde bulundu.

İki durumda da inisiyatif almaktan çekinmediklerini bildiren Çavuşoğlu, 500 takvim Türk diplomasisinin gücünü, sahada ve masada ortaya koyduğunu, koymaya devam edeceğini söyledi.

“141 ülkeden 100 bin yurttaş tahliye edildi”

Kovid-19 salgınının yalnızca sağlığı yok ülkelerin idareli ve sosyal hayatını da etkilediğini ifade eden Çavuşoğlu, “Devletimizin ve milletimizin sergilediği performans takdire şayandır. Yurt içinde olduğu gibi uluslararası platformda da en başarılı imtihan veren ülkelerden biri Türkiye oldu.” diye konuştu. Türkiye’nin 248 temsilciliği yoluyla mağdur durumda kalan vatandaşlarına ulaştığını bildiren Çavuşoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bakanlığımın koordinasyonunda tüm kurumlarımızla yakın eşgüdüm yaparak, Cumhuriyet tarihimizin en büyük terhis operasyonunu gerçekleştirdik. 141 ülkeden 100 bini aşkın vatandaşımızın yurda dönüşünü sağladık. Kurulan merkez daimi hale geldi. Bu kuvvet süreçte, vatandaşlarımızın dış temsilciliklerimize daha kolay ve seri ulaşabilmeleri için ilave önlemler aldık. Nöbetçi telefon uygulamasıyla vatandaşlarımız, mesai saatleri içinde veya haricen, günün her hemencecik temsilciliklerimize kolayca ulaştılar. Günün her saatinde hizmet sunan Konsolosluk Çağrı Merkezimiz, vatandaşlarımızdan salgın bağlamında gelen 141 bin çağrıyı yanıtladı. 30 bin sosyal ağ mesajına cevap verdik. Yılbaşından bu yandan 1099 cenaze ile 235 birey ambulans uçaklarla Türkiye’ye getirildi. Salgının yarattığı sınamalar aleyhinde böylece fazla gelişmiş ülke ‘önce ben’ anlayışıyla kabuğuna çekildi. Türkiye ise 156 ülke ve 9 uluslararası kuruluşa satın alma ve ihraç izni, malzeme hibesi ve nakdi destek şeklinde takviye sağladı.”

Çavuşoğlu, sağlık alanında yapılan yatırımların uluslararası kamuoyunda da olumlu akustik bulduğuna dikkati çekerek, dünyaya yapılan sağlık malzemesi yardımlarıyla da Türkiye’nin şefkatli gücünün gösterildiğini anlattı.

“BM Güvenlik Konseyinin salgını gündemine alması 100 gün sürdü”

Çavuşoğlu, salgın döneminin, milletlerarası örgütlerin etkinliğinin yoğun şekilde tartışıldığı bir dönem olduğunu kaydetti. Yapılan eleştirilerin haklı olduğunu vurgulayan Çavuşoğlu, “Örneğin, Birleşmiş Milletler (BM) Emniyet Konseyinin salgını gündemine alması 100 gün sürdü. Ama biz küresel bir tehditle mücadelenin fakat küresel düzeyde dayanışmayla yürütüleceğini gördük.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin BM, G20 ve Türk Konseyi gibi platformlarda sesini yükselttiğini söyleyen Çavuşoğlu, “Minimum gelişmiş ve en mağdur durumda yer alan ülkelerin ihtiyaçlarına dikkat çektik. Bu yönde kararlar alınmasına öncülük ettik.” dedi. Çavuşoğlu, Türkiye’nin dönem başkanlığını üstlendiği Güney Doğu Avrupa Ülkeleri İşbirliği Süreci ve Asya İşbirliği Diyaloğu gibi kuruluşlarda pandemiyle mücadelede iş birliğini öne çıkardığını, Antalya Diplomasi Forumu kapsamında salgına yönelik video konferanslar düzenlediğini anımsattı.

“Bakanlık faaliyetleri siber platformlara taşındı”

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, salgınla ortaya meydana çıkan olağanüstü şartlar nedeniyle diplomasinin dijital ortamda gerçekleştirilmeye başlandığını, bakanlık faaliyetlerinin de çabucak siber platformlara taşındığını bildirdi.

Konsolosluk hizmetleri, millet diplomasisi ve dış politika analizleri gibi alanlarda teknolojiden yararlanıldığını vurgulayan Çavuşoğlu, “Salgının derhal başlarında da insanlığı nasıl bir gelecek beklediğine dair stratejik sağduyu çalışmaları yaptık. Ayrıca dünya çapında bu alandaki birincil çalışmalardan ikisini Stratejik Çalışmalar Merkezi ve Antalya Diplomasi Forumu olarak hazırladık.” bilgisini paylaştı. Çavuşoğlu, Antalya Diplomasi Forumu dahilinde farklı alanlara yönlendirilmiş toplantıların ve İstanbul Arabuluculuk Konferansı’nın da dijital ortamda gerçekleştirildiğini hatırlattı.

“Türkiye’nin kendi kıyılarına hapsedilmesini kabullenmemiz muhtemel değildir”

Türkiye’nin bölgesinde yaşanan gelişmelerin, sahada ve masada girişimci bir diplomasi anlayışı gerektirdiğini söyleyen Çavuşoğlu, Doğu Akdeniz’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bölgede Türkiye ve Kıbrıs Türkleri aleyhine atılan tek taraflı adımlar karşısında Türkiye’nin tepkisini ifade edip, diyalog çağrısında bulunduğuna işaret eden Çavuşoğlu, “Fakat bu çağrılarımız aleyhinde hep dışlayıcı ve provokatif adımlar gördük. Bunun üstüne, diyalog kapısını kapatmadan, haklarımızın korunması için sahada inisiyatif aldık. Doğu Akdeniz’de en uzun kıtasal kıyı şeridine sahip ülke olan Türkiye’nin, kendi kıyılarına hapsedilmesini kabullenmemiz muhtemel değildir.” diye konuştu.

Çavuşoğlu, Yunanistan’ın Meis Adası için 40 bin kilometrekare deniz sınırı istediğine dikkati çekerek, “Yunanistan, ülkemize 2, Yunanistan başlıca karasına 580 kilometre uzaklıkta yer alan, 10 kilometrekare yüzölçümündeki adaya 40 bin kilometre deniz alanı istiyor. Bu, uluslararası hukuka, hakkaniyete ve izana sığmaz. Bu örneği bütün temaslarımızda bilhassa baştan ediyoruz ve muhataplarımız diyecek söz bulamıyor. Türkiye’nin ve Kıbrıs Türklerinin parçası olmadığı hiçbir girişimin başarıya ulaşması mümkün değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın Doğu Akdeniz konulu konferans önerisi üstüne Avrupa Birliği ile (AB) çalışmalarımız sürüyor.” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin diyalogdan yanlamasına olduğunu ve Yunanistan ile istikşafi görüşmelere baştan açtırmak da dahil sorunları konuşarak çözmek istediğini vurgulayan Çavuşoğlu, “Oysa Yunanistan’dan halen olumlu bir adım göremiyoruz. Tersine Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile birlikte, AB üyeliğini kullanarak fayda sağlama çabalarına devam ediyorlar. Onlar bizleri diğer başkentlere şikayet ederken, biz bir Yunan gazetesine aracısız olarak makale yazarak açıkça söyledik. Gerginlik ve tırmanma veya diplomasi, diyalog ve iş birliği. Seçim Yunanistan’ındır. Biz hamdolsun her yoldan gitmeye muktediriz.” değerlendirmesinde bulundu. Çavuşoğlu, Yunanistan’ın stres dönemlerinde Batı Trakyalı Türklere yönelik baskıları artırdığına da muhabere ederek, “Soydaşlarımızın haklarının takipçisi olmaya devam ediyoruz.” dedi.

“Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün sebebi Rum tarafının uzlaşmaz ve eğri zihniyetidir”

Çavuşoğlu, sunumunda Kıbrıs sorununa da yer vererek, “Kıbrıs’ta yarım asrı aşkın süredir sürekli çözümsüzlüğün sebebi Rum tarafının uzlaşmaz ve eğri zihniyetidir. Bu zihniyet Kıbrıs Türklerini eşit müşterek yok, azınlık olarak görmekte, ne iktidarı ne de adanın doğal kaynaklarını paylaşmak istemektedir.” diye konuştu. Bu nedenle bundan böyle federasyon yok, iki devletli çözüm modelinin konuşulması gerektiğinin altını çizen Çavuşoğlu, Kıbrıs Türkü’nün iradesinin de son seçimlerde bu yönde tecelli ettiğini, bu iradeye herkesin saygı göstermesini beklediklerini belirtti.

Çavuşoğlu, Kıbrıs Türkleriyle eşgüdüm ve iş birliği içinde çalıştıklarına göze çarpan ederek, “Bu tutumumuz, Sayın Cumhurbaşkanımızın Lefkoşa’ya son ziyareti esnasında her iki Cumhurbaşkanı tarafından açıkça ortaya konulmuştur.” dedi.

“Barıştırma ve istikrardan herkesin kazanmasını isteriz”

Bakan Çavuşoğlu, bölgedeki ihtilafların ne eyvah fakat durulmadığını, bunun son örneğinin ise aslında “donmuş” olarak nitelenen Yukarı Karabağ sorununun alevlenmesi olduğunu anımsatarak, şöyle devam etti:

“Her şeyden önce, merhum Cumhurbaşkanı Haydar Aliyev’in dediği gibi biz Azerbaycan ile iki devlet, bir milletiz. Atatürk’ün vurguladığı üzere, ‘Azerbaycan’ın sevinci sevincimiz, kederi kederimizdir.’ Türkiye’nin can Azerbaycan’a verdiği desteğin ardındaki, sadece bu girişim yok, Azerbaycan’ın uluslararası hukuka tarafından haklı ve 30 yıldır toprakları işgal altında bulunduğu için mağdur taraf olması yatıyor. Dolayısıyla ülkemizin, öz toprakları hemen hemen 30 yıldır işgal aşağı bulunan Azerbaycan’ın yanında yer alması tabiidir. Nitekim krizin başından itibaren Türkiye, yoğun bir diplomatik seferberlik başlattı. Temaslarımızda Ermenistan’ın PKK/PYD/YPG teröristlerini Yukarı Karabağ’da konuşlandırdığını, tüm dünyadan Ermenilerin savaşa katılmasını özendirme ettiğini, sivilleri bile bile gaye aldığını gösterdik. Bu ülkenin Türkiye aleyhinde yaptığı kara propagandayı da gözler önüne serdik.”

Çavuşoğlu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun, 30 yıldır süren ataleti aleyhinde, Azerbaycan’ın haklı davasını uluslararası planda layıkıyla müdafaa etmek için Türkiye’nin de devreye girdiğini, ilk olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan elde etmek üzere, kendisinin ve teşkilatının gerçekleştirdiği temaslarda, muhataplarına gerçekleri anlattıklarını söyledi. Ermenistan’ın da zaten çıkıp, “Diplomatik çözüm yoktur” dediğini anımsatan Çavuşoğlu, ” Neticede, Azerbaycan dirayetli liderliği ve kahraman ordusuyla, sahada kazandığı başarıyla 30 takvim statükoyu değiştirmeyi başardı. Ermenistan sahada pes etmek zorunda kaldı ve sonunda bir mütareke anlaşması imzaladı.” ifadelerini kullandı.

Çavuşoğlu, Azerbaycan’ın kabul edeceği her sonucun, Türkiye’nin de kabulü olduğunu söylediklerini, 9 Kasım gecesi Rusya, Azerbaycan ve Ermenistan liderlerinin müşterek bir açıklamasıyla ateşkes rejiminin bildiri edildiğini hatırlattı. Çavuşoğlu, bu anlaşmanın, Azerbaycan halkı göre coşkuyla karşılanmasına, Bakü’de kanımca şahit olduğunu açıklama etti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, şunları kaydetti:

“Azerbaycan kadar kabul görebilen anlaşmayı, kalıcı çözüme gidebilecek unsurlar içerdiği için de destekliyoruz. bir defa, Azerbaycan’ın haklılığı ve toprak bütünlüğü bu anlaşmayla bir kez daha tasdik edildi. İkincisi, Azerbaycan yaklaşık 30 yıldır işgal aşağı olan topraklarını geri alıyor. Bir kısmını aleyhinde harekatı ile aldı, bir kısmını da Mutabakat çerçevesinde geri alıyor. Üçüncüsü, işgal altındaki Azerbaycan topraklarından kaçmak zorunda kalan kardeşlerimiz evlerine geri dönebilecek. Dördüncüsü, Nahçıvan ile Azerbaycan aralarında bağlantılar tesis edilecek. Biz de Azerbaycan’ın talebi üstüne bu ateşkesin ve anlaşma hükümlerinin uygulanmasının denetimi nedeniyle sahada olacağız. Bunun için üçlü anlaşmanın 5. maddesinde açıklanmış Karşılıklı Merkez’in kurulması amacıyla 11 Kasım’da Rusya ile öbür bir mutabakat zaptı imzaladık. Anlaşmanın, orta ve uzun vadede tüm bölgenin ve bu çerçevede Ermenistan’ın da yararına olacağına inanıyoruz. Barışma ve istikrardan herkesin kazanmasını isteriz.”

Türkiye’nin, 30 yıllık bu krizde, bu şekilde tarihi bir gelişme sağlanmasında merkezi rol oynadığına dikkati çeken Çavuşoğlu, “Mücavir coğrafyamızda bize karşın oyun kurulamayacağı, barışma ve istikrarın yolunun Türkiye’den geçtiğini dost da düşman da bir kere daha görmüştür.” şeklinde konuştu.

Kaynak: Anadolu Ajansı / Behlül Çetinkaya

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.