Site Rengi

DOLAR
7,3018
EURO
8,7882
ALTIN
403,96
BIST
1.527
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
8°C
İstanbul
8°C
Yağışlı
Çarşamba Parçalı Bulutlu
11°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
10°C
Cuma Çok Bulutlu
13°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
14°C

AK Parti’den Kılıçdaroğlu’na tepki: Böyle skandal bir cümle duyulmamıştır

MKYK toplantısı sürerken AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarda bulundu…

AK Parti’den Kılıçdaroğlu’na tepki: Böyle skandal bir cümle duyulmamıştır
20.02.2021 01:51
0
A+
A-

MKYK toplantısı sürerken AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik açıklamalarda bulundu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösteren Çelik, “CHP adına konuşan genel başkan çıkıp da ’13 şehidin sorumlusu Erdoğan’ dediği süre aracısız provokasyondur” ifadelerini kullandı.

Gara’daki katliamın arkasında sarf ettiği sözler nedeniyle Kılıçdaroğlu’nu sert bir dille eleştiren Ak Parti Sözcüsü Çelik, ”Türkiye’de asıl akım partilerin hiçbirinden böyle skandal bir cümle duyulmamıştır’ dedi.

AK Parti Merkez Karar ve Idare Heyeti (MKYK), Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanmıştı. MKYK toplantısı devam ederken AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, kameralar karşısına geçerek gündeme ilişkin soruları yanıtladı. 

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in açıklamaları şöyle;

Burada en büyük fedakarlık şehitlerimizin, gazilerimizindir. Sonsuza Dek onların aziz hatıralarını yaşatacağız. AK Parti MKYK, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplandı.

Diyarbakır anneleri
Diyarbakır Anneleri’nin eylemi devam ediyor. Bu annelere katılan bazı aileler son kayıplarımızda evlatlarını kaybettiler. Bu annelerin evlatlarına kavuşmak için verdiği mücadelenin kainat kadar büyük olduğunu belirten, evlatları için bu nöbeti tutan anneler tüm dünyayı titretecek nitelikte bir bekleyişi sürdürdüğünü gösteriyor. S

Gara’daki Pkk katliamı
Son operasyonlarda şehit verdiğimiz kardeşlerimiz, bir kısmı uzun zamandır terör örgütü göre alıkonuyordu. Silahlı kuvvetlerimizin, emniyetimizin, jandarmamızın terör örgütüne verdiği kuvvetli cevaplar benzer enerjik şekilde verilmeye devam edecek. En üzücü tablo, bütün bu acılarımızı yaşarken maalesef birtakım kara propagandalara cevap saptamak durumunda kalmamızdır.

Karşımızda bir suç oluşturan, toplu cinayet şebekesi var. Buna insanlık adına, şeref, namus, vicdan adına verilmesi gereken en hafif tepki lanetlemektir. Lakin maalesef bu canice şebekesiyle benzer kavrayış düzleminde yürüyen toplu cinayet siyaseti diyebileceğimiz bir siyaset anlayışı var. Bu kavrama demokrasi, çoğulculuk kavramları sıkça kullanıyor. Lakin esasında hangi şey kendisinde yoksa kendisini en fazla onunla ifade eden bir siyaseti sürdürüyor.

Terör örgütüne ideolojik bir meşruiyet vermeye çalışanlar, cinayetleri ve katliamları uzun süredir meşrulaştırmaya çalışanlar terör örgütünü lanetlemek yerine dikkatleri diğer noktalara çekmeye çalışıyorlar. Biz Batı’daki bu çifte standardı çok gördük.

Türkiye’ye DEAŞ saldırısı olduğunda Avrupa’nın önemli binalarına Türk bayrağı yansıtılırdı. Fakat PKK saldırdığında dayanışma içerisinde olunduğunu görmedik. Bu PKK terörünü estetize etme gibisinden bir yaklaşım var.

PKK bölgede hesabı olanların maşasıdır
PKK bölgede hesabı olan herkesin istediği gibi kullanabileceği kullanışlı bir maşa. Belirli olun Kürt çocukların geleceğini buraya bağlayanların gözünde PKK’nın yöneticilerinin hayatı bütün Kürt çocukların hayatından daha kayda değer. PKK onları emperyalizme lejyoner yapmış, onları ölüme sürmüş, bu toplu cinayet, cinayet siyaseti yapanların hiç umurunda değil.

Tüm bunlar olurken terör örgütü çıkıyor “Bu katliamı biz yapmadık. Türk ordusu bombalamaya çalışırken bu katliam oldu” biçiminde her yerde aşağıda yalan, her zaman yaptığı şeyi yapıyor. TSK terörle mücadelede en deneyimli ordudur dünyada ve orada yapılan bu şehitlerimizin naaşları alındıktan sonradan yapılan otopside de görüldüğü gibi bir bombalamayla gövde bütünlükleri dağılmış değil. Sıkılan kurşunlarla hayatlarını kaybetmişler. Meşru bir devletin meşru mekanizmaları içerisinde yasal süreçlerle konuşan kişilerin yapması gereken nedir? Terör örgütün lanetlemektir.

Toplu Cinayet siyaseti yapanların başka bir iradesi olmadığını biliyoruz. Kendileri de Meclis’te söylediler, “Örgüt karşı zerre kadar irademiz yoktur” diye.

Kılıçdaroğlu’na sert tepki: Böyle skandal bir tümce duyulmamıştır
Türkiye’de köklü bir parti olan, vatandaşlarımızın önemli bir kısmının teveccühünü kazanmış olan CHP adına konuşan genel başkan çıkıp da “13 şehidin sorumlusu Erdoğan” dediği zaman doğrudan provokasyondur. 

Türkiye’de ana akım partilerin hiçbirinden böyle skandal bir tümce duyulmamıştır

Bu tespit edilmesi, üzerinde düşünülmesi gereken, endişe verici, vahim ve trajik bir sapma. Ne CHP’ye gönül vermiş, destek veren vatandaşlarımız böyle bir şeyi arzular, ne de milletimizin tamamı arzular. Bir ülkenin terörle mücadelesini böylesine aracısız niyet almak görünmeyen bir provokasyondur.

Dünyada en ağır şekilde düşmanca Türkiye’ye saldıranlardan bile buna benzer cümleler duymadık biz. Cumhurbaşkanımız buna yanıt verdiği vakit söylenen söz şu Kılıçdaroğlu tarafından: “Ben şehitlerin hakkını savunmaya devam edeceğim.” 

Burada şehitlerin hatırasına sahip çıkan bir yaklaşım değil ki. Şehitlerimizi öldüren bir yaklaşım söz konusu. Böylesine bir hassasiyetsizlik, özensizlik, sapma nasıl değerlendirilmelidir? 

Böylece çok metot denendikten daha sonra ortaya meydana çıkan bu tablo aleyhinde bu kadar ağır bir üzüntü içerisindeyken tartışmamız gereken konu bu terör örgütünün bölgemizde yaratmaya çalıştığı derinliği yok etmek üzere bütün dünyaya tek bir yumruk gibi yanıt saptamak olmalıydı. Burada tüm dünyaya karşı kabine muhalefet partileri, tek bir yumruk olarak dünyaya nasıl bir mesaj veririz arayışı içerisinde olmalıydı.

Fakat bu artık siyasi kıblesini kaybetmiş, tüm siyasi değerlerden boşanmış bir tabloyu gözümüzün önüne getiriyor. Orada birtakım sorular soruyorlar. Onların hangisi akla yatkın, hangisi aşırı cevap veririz.

Toplu Cinayet siyaseti yapanlarla benzer yerde durmak gibi
En tepeye “13 şehidin sorumlusu Erdoğan’dır” diyerek Türkiye Cumhurbaşkanı’nı suçlayacaksın, böylesine bir sapkınlık içerisine gireceksin, sonra da ‘Şehitlere sahip çıkıyorum’ diyeceksin. Bu utanç vericidir, devlet ve millet hayatımızda gördüğümüz en büyük skandallardan birisidir. Keşke daha akıllıca, muhalefet edeceği yerler düşmanlık edebileceği yeri ayırt edebilen bir basiret görebilseydik.

Bu yeni bir koşul. Toplu Cinayet siyaseti yapanlarla benzer yerde durmak gibi bir durum. PKK terör örgütü çıkıyor, diyor ama “Türk ordusu bombaladığı için oldu.” Yeniden aşağı yalan olduğu otopsi raporlarında, şehitlerin naaşlarında da görülüyor.

Ama her halükarda, bizim rakibimiz olsa da, CHP’nin Sayın Kılıçdaroğlu tarafından bu ülkü düşürülmesi siyaset hayatı açısından iyi değildir. Sonuçta, Türkiye terörle mücadelesini benzer kararlılıkla sürdürecek.

Örgütte yarattığı travmayı istihbarat örgütlerimiz takip ediyor. Bölgemizde terör devletçikleri kurmak isteyen birilerinin bu örgüt vasıtasıyla bize karşısında yürüttüğü bir vekalet savaşı. Türkiye gereken cevabı en sert şekilde vermeye devam edecek. Kim ne derse desin, bedeli ne olursa olsun, sınırlarımızda bir terör devletçiği kurulmasına izin vermeyeceğiz.

Abd’den yapılan aşağılayıcı açıklama
Türkiye’nin terör konusunda dünyaya tek bir ses vermesi konusunda daha sağduyulu yaklaşımlar duyalım istiyoruz. ABD’nin son zamanlarda 2 tane açıklamasına tepki gösterdik.

Müttefikimiz olarak Türk demokrasisine hürmet duymasını bekliyoruz ve Türk yargı kurumlarına talimat gibi talimatlar yapılmasını desteklemiyoruz. Benzer şekilde terörle uğraş konusunda da katıksız yardım bekliyoruz. “Eğer PKK yaptıysa” diye bir açıklama kullandılar.

ABD Dışişleri Bakanı tanıdığımız bir isimdir. Bütün da onun Dışişleri Bakanlığı döneminde böylesi bir açıklamanın üretilmiş olması önemli şekilde sorgulanmalıdır. Biz “Eğer PKK yaptıysa” diye bir cümle duyduysak, bu, bizim hükümetimizin beyanına inanmamak demektir.

Aynı bir dili FETÖ darbe girişiminin gecesinde de gördük
Buna aynı bir dili FETÖ darbe girişiminin gecesinde de gördük: ‘Taraflara itidal tavsiye ediyoruz.’ Burada da beklediğimiz şey, bu ‘eğer’li cümlenin meşru ve egemen bir NATO müttefikiyle PKK terör örgütün eşitleyen son derece yanlış, korkunç bir ifade olduğunun farkına varılmasıdır. sonradan yapılan talimatlar toparlayıcı nitelikteydi. Öteki türlü bir dil Türk – Amerikan ilişkilerinin sabote edilmesi anlamına gelecektir.

Bölgedeki yeni dinamikler, önümüzdeki süreçte karşısında karşıya olacağımız meydan okumalar müttefiklik ilişkilerini daha sağlam bir zeminde, her türlü sarsıntıdan korunarak ilerletilmesi gerektiğini gösteriyor. Bize saldırgan terör örgütleri söz konusu olduğunda, fakat, eğer, lakin diyerek bir açıklama kullanılmasını katiyen kabul etmiyoruz. Fakat kelimesi burada siyasi münafıklığı açıklama ediyor. ‘Lakin’dan sonra söylediğinizin önemi değil. Burada net olarak şu da görülmüştür: PYD/YPG terör örgütü aracısız PKK’dan emir almaktadır. Benzer şeyden bahsediyoruz.

Hem Amerikalı dostlarımız, orada terör örgütünün hangi eylemi yaptığını avuçlarının içi gibi bilmelerine karşın ‘eğer’li bir açıklama kullanılması içten bir yaklaşım olmamıştır.

Doğu Akdeniz’deki son şart
Doğu Akdeniz’le ilgili olarak, istişafi görüşmelerin başladığını dürüst değerlendirdiğimizi söylemiştik. Dostluk Forumu adı altında bir toplantı gerçekleştirildi. Soru şudur: Akdeniz ülkesi olan ve bu sorunların merkezinde olan TC niye toplantıya davet edilmemiştir? Rum Kesimi’nin olduğu bir toplantıda KKTC niye yoktur?

KKTC dışlanarak yapılan hiçbir toplantı dostluk forumu olmaz. Yunanistan Dışişleri Bakanı’nın yaptığı direktifler, dostluğa sığmayan açıklamalardır. Yunan – Rum ikilisinin, Türkiye ile sorunları olan devletleri yanına alarak kendi maksimalist hedeflerini gerçekleştirmek gibi bir hayalleri varsa o hayali kabusa çeviririz.

Bunu düş bile etmesinler, bu düş adım atmayacak, yerinden kıpırdayamayacak. Adım atması halinde kabusa çevrilmesi zaruri. Yunan Sahil Güvenliği’ne ve FRONTEX’in bu göçmenlerin botlarını batırarak veya Türkiye’ye içten sürerek yaptığı şeyler o insanları öldürmeye teşebbüstür. Bu zalimane yaklaşımlar giderek artmaktadır.

Fransa’nın kuzeyinde sıcaklık -16’ya düşmüş, orada ormanda, çadırlarda kalan göçmenler elbiselerini yakarak hayatta kalmaya çalışıyorlar. Bu konularda hiç kimse insan hakları dersi vermeye kalkışmasın.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.