Site Rengi

DOLAR
7,7413
EURO
9,1752
ALTIN
418,63
BIST
1.530
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
9°C
İstanbul
9°C
Az Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
13°C
Çarşamba Yağışlı
13°C
Perşembe Yağışlı
8°C
Cuma Çok Bulutlu
9°C

Cahil-cühela arsızlığı ve faşizm ABD’de kaybetti

KAMURAN KIZLAK kankizlak@yahoo.com 2021.02.10 07:04 ‘Trump ve (Trupgillerin) sonu ’ başlıklı 5 Temmuz tarihli yazımda Trump ’ın kaybedeceğini yazmıştım, dahası gösterişli bir dille…

Cahil-cühela arsızlığı ve faşizm ABD’de kaybetti
10.02.2021 08:58
0
A+
A-
author
KAMURAN KIZLAK

kankizlak@yahoo.com

2021.02.10 07:04

‘Trump ve (Trupgillerin) sonu ’ başlıklı 5 Temmuz tarihli yazımda Trump ’ın kaybedeceğini yazmıştım, dahası gösterişli bir dille. Bu önsezi burada arasında eski diplomat da yer alan dostların yaptığı analizlere dayanıyordu. Bu dostlarla önce “Amerikan sermayesi faşizm istiyor mu?”sorusuna yanıt aramıştık. Böylece ya, sermayeye rağmen ya da sermaye istemediği halde faşizminden dile getirmek saçma olur. Sanki sömürgelerde faşist askeri darbeler yaptırarak, sivil faşist oluşumları/partileri destekleyerek, bazen iktidara getirerek faşizm ihraç eden ABD, sonunda kendi sınırları içinde faşizmin tadına baktı. Diğer Taraftan bu faşizm henüz yeteri kadar kurumsallaşamamış, olgunlaşamamıştı; bunun için bir döneme daha ihtiyacı vardı. Buna rağmen, bir dört yıl daha devam eder ve kurumsallaşırsa, ABD için nelere mal olabileceğini gördüler.

Trump ’ta cisimleşen “yeni faşizm”in bir dönem daha ABD Başkanlığı yapması uluslararası ilişkilerde süratli bir deformasyon ve bunun sonucu olarak ABD hegemonyasının adamakıllı zayıflaması, Amerika ’nın içe kapanmaya başlaması, içeride ise toplumsal çatışmaların keskinleşmesi ve birliğin bozulmasına giden yolun taşlarını döşenmesi, cahil-cühela arsızlığının eline düşen Amerika ’nın ekonomik ve entelektüel layık üretiminin fazla ağır hasar görmesi anlamına geliyordu. En ciddi risk ise Trump yüzünden adamakıllı yükselen ABD karşıtlığı ve çabucak zayıflayan hegemonya karşısında Çin ’in dünya için bir umut, bir yumuşak zorlama olarak ortaya çıkma olasılığıydı. Yaptığımız değerlendirmelerden vardığımız netice, Trump (yani yeni faşizm) neo liberal kapitalizmin krizinin eseri olsa bile, anapara -özelde ABD sermayesi- krizi faşizm ile aşmayı düşünmüyordu, krizinden çıkış yolu olarak görmüyordu. Bu yüzden, başta Trump ’ın tasfiye edilmesi gerekiyordu.

★ ★ ★

Buradaki dostların araştırmaları Cumhuriyetçi ve Demokrat parti aralarında başkan adaylarına ast olarak yüzde 5-10 arasında değişen bir oy geçişi yaşandığını gösteriyor. Kemikleşmiş Parti seçmeni olmayan bu kesimden gelecek oylar Biden ’ın kazanmasına fazlasıyla yetiyordu. Eski Cumhuriyetçi Başkanların ve bazı Parti ileri gelenlerinin Biden ’ı açıktan desteklemeleri, onun adına çalışan bir Cumhuriyetçi komite oluşturulması işte bu Cumhuriyetçi seçmenlerden Biden ’a oy kaymasını garantiye almaya, kesinleştirmeye yönelikti. Pandemi ve onun yol açtığı işsizlik ve ağırlaşan yoksulluk koşulları da Biden işini kolaylaştırdı. Trump, pandemi olmasa da kaybedecekti. Bu durumda, ABD devlet aklının seçim sürecinde Cumhuriyetçi Parti ’den Trump ’a karşı güçlü bir karşı çıkış gibi bir çözüm yoluna başvurması beklenebilirdi. Lafın burasında “Peki, o vakit niçin daha en ilk olarak onun adaylığı ret edip başka bir Cumhuriyetçiyi aday göstermediler” sorusu akla gelebilir. Nedeni şu: Trump ’ın yenilmesi istendi çünkü onun yenilmesinin kuvvetli bir sembolik anlamı var. Yani Trump ’ın yenilmesi ABD ’de faşizmin ve cahil-cühela arsızlığının yenilmesi anlamına geliyor.

Trump ’ın gerçek tabanı Washington ’taki o son mitinge katılanlar ve Kongre binasını basmaya gidenler gibi cahil, lümpen, eğitimsiz, yeteneksiz döküntülerden oluşuyor. Bunlar tüm dünyada her kılıktaki faşizmin kitle tabanını oluşturur. Bu cahil cühela arsızlığı Trump (ve Trumpgiller) ile birlikte bir rüya gördü: Onları “Amerika ’nın hakiki sahipleri, birinci sınıf Amerikalılar, toplumun reel temsilcisi” olduklarına inandırdı. Bu güruh Trump ’a oy verenlerin küçük bir kısmını oluşturuyor (yüzde 5 gibi). Aldığı oyların çoğunluğu Trump ’ın şahsına değil Cumhuriyetçi Parti ’ye verilen oylar. Cumhuriyetçiler bir odunu aday gösterse, Parti ’nin (cehaletin yaygın olduğu) kemikleşmiş tabanı o oduna oy verir.

***

VE TRUMPGİLLER…

Biden döneminde ABD emperyalizminin “periferi” ile kurduğu ilişiklerde kayda değer şartların değişmesi olmasını bekliyorum. ABD ’nin liberal demokrasi değerleri, hukuk, insan hakları gibi alanlara daha fazla siklet vereceğini, hatta bu konularda bastıracağını; yumuşatılmış ve azıcık “insanileşmiş” bir kapitalizm aracılığıyla hegemonyasını ve sistemi restore etmeye çalışacağını düşünüyorum. Dolayısıyla, bu yeni tablo içinde Trumpgiller “onarılamaz arızalı parça” durumundalar.

Velhasıl, “Trumpgillerin tasfiyesi” tespitim/iddiam halen geçerli. Öyle ya da böyle, bırakıp gitmek zorunda kalabilirler ya da çekip gitmeye zorunlu edilebilirler.

Hatta maç karakolda yani bir uluslararası mahkeme önünde bile bitebilir. Ülkelerini de terk etmek zorunda bile kalabilirler. Geride bıraktıkları hesabı suça bulaştırdıkları binlerce yanaşma/gönüllü suç ortağı öder.

Buradaki Filipinli akademisyen dosta “ABD, sizin Trump ’ı (Dutarte) tasfiye etmek isterse ne yaparsın: ‘Ülkemin seçilmiş başkanıdır ’ diyerek yanına yer alır mısın?” diye sordum. Yüzüme şaşkınlıkla baktı ve “Bu kapışma halka savaş açmış bir faşist, bir halk düşmanı diktatörle yayılımcılık arasındaki bir hesaplaşma olur. Yani Filipinler halkını ilgilendiren bir tarafı değil. Onlar kendi aralarındaki hesabı görsünler; biz Filipinler halkı olarak ABD emperyalizmiyle olan hesabımızı keza görürüz. Bu kapışmada ‘ülkenin seçilmiş başkanı ’ diyerek bir faşistin yanında yer edinmek, peşine takılmak anti-emperyalistlik değil en hafif ifadeyle siyasi aptallıktır; faşizme payanda olmaktır. Bunu yapanların o faşist diktatörden daha ileri bir siyasi kültüre ve demokrasi anlayışına sahip olduklarını sanmıyorum” dedi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.