Site Rengi

DOLAR
7,5345
EURO
8,9835
ALTIN
411,42
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sağanak Yağışlı
13°C
İstanbul
13°C
Sağanak Yağışlı
Pazar Çok Bulutlu
8°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
9°C
Salı Parçalı Bulutlu
13°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
12°C

Irkçılık Alman solunun gündeminde

GÜRSEL KÖKSAL 2021.02.11 00:40 Almanya ’da Müslümanlara karşısında ırkçı kuvvet kesintisiz artıyor…

Irkçılık Alman solunun gündeminde
11.02.2021 01:02
0
A+
A-
author
GÜRSEL KÖKSAL

2021.02.11 00:40

Almanya ’da Müslümanlara karşısında ırkçı kuvvet kesintisiz artıyor. Kısa bir vakit önce Frankfurt ’ta yargılandığı davada ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılan neo-nazi teröristin sabıka kariyerinin 30 yıl önce Türkiye kökenli bir imama silahlı saldırıyla başladığı biliniyor. Haziran 2019 ’da bir valiyi öldürerek, Federal Almanya Cumhuriyeti tarihinde aşırı sağın devletin üst düzey bir temsilcisine karşın birincil eylemini gerçekleştiren bu teröristin sabıka kayıtlarında Müslüman göçmenlere ve sığınmacılara yönelik başka silahlı saldırılar da yer alıyor.

İki ay önce Magdeburg ’ta yargılandığı davada ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırılan öteki neo-nazi teröristin durumu da o kadar. II. Dünya Savaşı ’ndan sonra Almanya ’da Yahudilere karşısında birincil toplu cinayet girişiminin faili olarak tarihe geçen bu terörist, mahkemede gerçekten önce bir camiye saldırmayı düşündüğünü, fakat daha fazla ses getireceği gerekçesiyle sinagoga saldırmayı planladığını itiraf etmişti. Nitekim eylemi gerçekleştiremeyince “Öyleyse hedef Müslümanlar!” diyerek, büyük kasaba merkezindeki bir döner büfesine yönelmiş, yoluna çıkan bir kadını ve büfede yemek yiyen bir işçiyi öldürmüştü. Mahkemede de öldürdüğü ırk ‘Müslüman ’ olmadığı için üzgün olduğunu söylemişti.

Son yıllarda ortaya çıkarılan çoğu aşırı sağcı terör örgütünün eylem planlarına bakıldığında, Müslüman karşıtı ırkçılığın boyutları daha iyi görülüyor.

Mesela Eylül 2019 ’da ‘S. Grubu ’ veya ‘Sağlam Çekirdek ’ adıyla aşina neo-nazi örgütünün, dağıtılmış camilere kalabalık cemaatlerin namaz kıldığı sırada bombalı, saldırılar gerçekleştirerek Almanya ’yı bir ‘iç savaş süreci ’ne sokmayı hedeflediği ortaya çıkmıştı. Sanal ortamda kurulan ve 24 üyesi olduğu varsayım edilen örgütün, arasında polislerin de bulunduğu geniş bir sempatizan çevresi olduğu biliyor. Federal Başsavcılık, geçen kasım ayında Stuttgart ’ta bu örgütün üyesi olmakla suçlanan 12 terör zanlısı hakkında dava açtı.

Tekrar Federal Başsavcılık, son olarak yaklaşık iki hafta önce ‘III. Yol ’ adı aşağıda örgütlenen minik bir neo-nazi partinin bir üyesi hakkında Müslümanlara aleyhinde kundaklama eylemlerine hazırlık, bir cami derneğinin üyelerine yönelik vefat tehditleri gerekçesiyle dava açmıştı.

***

Fazla sağ Almanya ’da tabii fakat yalnızca Müslümanları maksat almıyor.

Almanya ’daki bütün azınlıklar ve onların hakları için uğraş eden sol, sosyalist, demokrat güçleri, keza birincil maddesi ‘İnsan onuruna dokunulamaz! ’ vurgusuyla başlayan anayasasını da gaye alıyor.

Eylemleri, propagandaları da bunu gösteriyor.

1990 yılından bu yandan sağ terör saldırıları sonucu yaşamını yitiren 200 ’den pozitif insanın yalnızca bir bölümü Müslüman kökenli göçmenlerden oluşuyor.

zaman zaman fazla sağcı örgütlere aleyhinde yürütülen soruşturmalar esnasında ortaya çıkarılan ‘düşman listeleri ’ de bunu gösteriyor. Hedeflerine ulaşabilmek için karşılarına engel olarak meydana çıkan herkesi, her kurumu hedef alıyorlar. Nitekim fazla sağ terörizmin saldırısı sonucu yaşamını yitiren ilk devlet adamı olan Kassel Valisi Walter Lübcke, merkez sağ parti CDU ’nun (Hıristiyan Demokrat Birlik) Hessen eyaletindeki sevilen yerel liderlerinden biriydi.

***

Ancak bu ülkede ‘Müslüman karşıtı ırkçılık ’ diye bir vaka da var.

Sol Parti ’nin geçtiğimiz ay Federal Hükümet ’e yönelttiği soru önergesinde bu vaka şöyle anlatılıyor:

“Almanya ’nın büyük problemlerinden biri olan Müslüman karşıtı ırkçılık, son 10 yılda büyük ölçüde arttı ve daha da artıyor. Bu tip ırkçılıkta din olgusu biyolojik özelliklerin önüne çıkıyor. Müslüman karşıtı ırkçılık, inançlı olsun olmasın, dini inançlarını nasıl yaşarsa yaşasın Müslüman olarak görülen bütün insanları maksat alıyor.”

Hükümetin soru önergesine verdiği cevap da bu durumu doğruluyor.

Hükümetin önergeye verdiği yanıta kadar geçtiğimiz sene bitmeden kayıtlara geçen ‘Müslüman düşmanlığı kaynaklı ’ saldırıların sayısı 901 ’i bulmuş. Yani neredeyse her gün 3 saldırı saptama edilmiş. Bu saldırıların 50 ’si kişileri amaç alan saldırılar. Camilere kundaklama, taşlama, küçük düşürücü ve korkutma içeren yazılama gibi 77 saldırı gerçekleştirilmiş. Önceki yıllara kadar aralıksız yükselme bildiren bu kabahat istatistiklerinin 2020 sonu itibarıyla daha da yüksek olması bekleniyor.

Gözlemcilere kadar bu koşul buzdağının su üstündeki bölümünü gösteriyor. Reel şart daha kötü. Çünkü bir saldırının ‘İslam düşmanı ’ olarak suç istatistiklerine girmesi için, görevli polis memurlarının bunu bu şekilde kayda alması gerekiyor. Ama birçok olay, memurların gerekli duyarlığı göstermemesi sebebiyle bambaşka istatistiklere giriyor. Nitekim Hanau ’da yaklaşık bir yıl önce gerçekleşen ırkçı toplu cinayet da devlete ait kayıtlarda ‘İslam karşıtı saldırı ’ olarak görülmüyor.

Bir diğer sorun da saldırılara hedef olan şahısların ya utandıkları için veya devlete ait makamlara güvenmedikleri ve daha önce böyle durumlarda negatif deneyimler yaşadıkları için şikayet yoluna gitmemeleri, Mesela Münih Müslümanlar Konseyi, kendilerine anonim olarak yansıyan her sekiz olaydan yalnızca birinin suç duyurusuyla sonuçlandığını bahis ediyor.

Önergede Almanya ’da ve Avrupa ’da takriben 20 yıldır Müslümanlara karşısında ‘potansiyel terör zanlısı ’ kuşkusunun yaygınlaştığı ve Almanya ’daki Müslümanların çoğu toplumsal alanda ayrımcılıkla karşısında karşıya kaldığı vurgulanıyor.

Halle ve Hanau ’daki terör saldırılarından daha sonra Müslümanlara ve kurumlarına karşın tehdidin fazla ciddiye alınması gerektiğini vurgulayan önergede, Federal Meclis göre Federal Hükümet ’e yöneltmesi talebiyle bir dizi çözüm önerisi sıralanıyor.

“Müslüman karşıtı ırkçılıkla kararlı bir biçimde uğraş için özellikle İslam ’ın Almanya ’ya ait olduğu tartışmaya yer bırakmadan kabul edilmeli. İslam ’ın diğer dinler gibi Almanya ’da yeri olduğuna dair toplumsal bir uzlaşı gereklidir” vurgusuyla başlayan öneriler, Sol Parti ’nin tüm diğer önerileri gibi Federal Meclis ’teki öteki partiler göre desteklenmediği için bir sonuç getirmiyor.

Bu tabii ancak öteki demokratik partilerin Müslüman karşıtı ırkçılıkla mücadeleyi reddettiği anlamına gelmiyor. AfD hariç her bir partinin kendine kadar bir planı var muhakkak.

Demokratik sosyalist muhalefet, ırkçılık ve ayrımcılıkta mücadelede kalıcı galibiyet için sorunun kayda değer bir bölümünü böyle tasvir ediyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.