Site Rengi

DOLAR
7,5441
EURO
8,9921
ALTIN
412,50
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
15°C
İstanbul
15°C
Az Bulutlu
Cumartesi Sağanak Yağışlı
13°C
Pazar Çok Bulutlu
8°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
9°C
Salı Parçalı Bulutlu
13°C

Lübnan’ın ateşle imtihanı sürüyor

Beyrut ’taki evimin balkonundan sokakta emrindeki yana dizilmiş dört büyük çöp konteynırı görünür…

Lübnan’ın ateşle imtihanı sürüyor
16.02.2021 17:32
0
A+
A-

Beyrut ’taki evimin balkonundan sokakta emrindeki yana dizilmiş dört büyük çöp konteynırı görünür. Çöpün etrafı hemencecik hiç manâsız kalmıyor. Bu çöp konteynırlarının içinde mezhepler, siyasi çekişmeler ve pandemi yok. Lokman Selim ’in öldürülmesi de…

Lübnan ’ın ateşle imtihanı sürüyor

ÜMİT FIRAT AÇIKGÖZ
Beyrut Amerikan Üniversitesi Öğretim Üyesi

Manâlı bir siyasi suç oluşturan ne kadar gündemde kalır? Bu aralar Lübnan ’da sadece birkaç gün… Tarihinin en ağır idareli kriziyle boğuşan, enflasyonun üç haneli rakamlara ulaştığı bir ülkenin ne kadar baskı bir süreçten geçtiğini tahminde bulunmak kuvvet olmasa gerek. Üstüne Covid-19 pandemisi ile geçtiğimiz ağustos ayında gerçekleşen ve nükleer patlamayı hatırlatan görüntüleriyle tüm dünyada hafızalara kazınan Beyrut Patlaması ’nı ekleyin. Haklı olarak “kurumları işleyen ve halkına güven veren bir devletin orta vadede aşamayacağı bir kriz olmasa lüzum” diye düşünüyor olabilirsiniz. Sorun iyice da burada. Hesaplı krizin de patlamanın da pandeminin geçtiğimiz haftalarda kontrolden çıkmasının da temel sebebi, siyasi parti kılığındaki mafya örgütlenmelerinin Lübnan halkını otuz seneden fazladır esir almış olması…

LAİK BİR LÜBNAN İSTİYORDU

Lokman Selim, 4 Şubat günü böyle bir Lübnan ’da öldürüldü. Sorbonne mezunu Selim, kayda değer bir aktivist ve entelektüeldi. 1990 ’da bir yayınevi kurarak ihtilaflı o kadar çok kitabı yayımlama cesareti göstermişti. 2000 ’lerde ise, Lübnan İç Savaşı ’nın (1975-1990) hafızasını koruma amacıyla bir dökümantasyon ve araştırma merkezi kurdu. UMAM adlı bu merkezde ses getiren öyle fazla sergi ve toplantı düzenledi. Selim, devletin yok saydığı, okul müfredatlarına girmeyen iç savaş ile yüzleşmeden Lübnan ’ın mevcut sorunlarını aşamayacağını düşünenlerdendi. Savaşın temel sebebi olan ve milis gruplarının siyasi partilere dönüştüğü savaş sonrasında da güçlenerek devam eden mezhepçi siyasi sistemin alaşağı edilmesini savunuyordu. Milletvekilliği, başbakanlık, cumhurbaşkanlığı, meclis başkanlığı ve böylece fazla bürokratik pozisyon için liyakat yerine mezhepsel aidiyet öngören bu sistem yerine laik ve demokratik bir devlet kurulmadan Lübnan ’ın düze çıkamayacağına inanıyordu. Selim ’in ülke çapında belli biri olması, siyasi aktivizmi kadar ait olduğu mezhepten de kaynaklanıyordu. Nüfuzlu bir Şii aileden gelen Selim, eleştirilerinin hedefine Şii Hizbullah örgütünü oturta gelmişti. İç Savaş ardından tabanca bırakmayan tek örgüt olan, Lübnan siyasetinin en kayda değer aktörü Hizbullah ’ın tek Şii muarızı Selim değilse de eleştirilerini onun kadar yüksek perdeden dillendiren böylece azdı. Her şeyden evvel keza toplantı ve etkinliklerini düzenlediği UMAM keza de yaşadığı ev, Hizbullah ’ın Beyrut ’taki kalbi Dahye ’deydi. Selim ’e tarafından Hizbullah, Lübnan ’ın en büyük problemiydi. Hizbullah ’a göre ise Selim, Amerikalıların finanse ettiği bir hain…

4 Şubat günü Selim, güney Lübnan kırsalında kiraladığı aracın içinde dört kurşunla öldürülmüş bulunduğunda öyle fazla Lübnanlının gözünde katilin kimliği belliydi. Hizbullah ise hemen suikastı üstteki perdeden kınadı ve şu anda bir soruşturma açılmasını istek etti.

Selim suikasti, ilk aşamada Lübnanlıları karanlık 2005 yılına geri götürdü. Suriye ’nin otuz takvim işgale son vererek Lübnan ’dan çekildiği 2005 ’te arasında eski Başbakan Refik Hariri ’nin de olduğu pek fazla siyasetçi, gazeteci ve aktivist suikasta uğramış, ülke iç savaşın bitiminden o yıla kadarancak en ciddi kriz ile yüz yüze gelmişti.

lubnan-in-atesle-imtihani-suruyor-842284-1.
Lokman Selim uğradığ suikast sonucu 4 Şubat 2020 ’de hayatını kaybetti

BİR MİLYON KİŞİ AÇLIK SINIRINDA

Aynı bir suikastlar dizisinin ülkeyi daha da içinden çıkılmaz bir kaosa sürüklemesi korkusu, halihazırdaki kaosun ezici atmosferinde kısa sürede soluklaştı. Lübnan lirasının dolar aleyhinde altı kat değerinde yitirdiği (1 ’e 1.500 ’den 1 ’e 9.000 ’e) ülkede takvim enflasyon gıda ve meşrubat fiyatlarında yüzde 400 ’ü, giyecek fiyatlarında yüzde 500 ’ü aşıyor. Mülteci ve sığınmacılar dahil nüfusu yedi milyonu bulan Lübnan ’da yaklaşık iki milyon birey yokluk, bir milyon kişi açlık sınırının aşağı bir gelire sahip. Tahmini işsizlik ise yüzde 35 seviyelerinde. Eczanelerin tedarik edemediği pek çok ilaç karaborsaya düşmüş durumda.

Aralık ayının sonları itibariyle kontrolden meydana çıkan Covid-19, bu tabloyu daha da ağırlaştırdı. Lübnan, salgının geçen ilkbahardaki birinci dalgasını erken kapanma önlemleri sayesinde hafif atlatmıştı. Beyrut Patlaması sonrası çoğalan olgu sayıları, Noel döneminde ekonomiyi canlandırmak amacıyla kısıtlamaların hemen hemen adamakıllı kaldırılmasıyla kaygı verici boyutlara ulaştı. 9 Şubat günü itibariyle bir milyon kişiye düşen olgu sayısında Lübnan, İngiltere ve ABD ’yi geride bırakarak dünyada salgının en çok yayılmakta olduğu ülke haline geldi.

Yoğun bakım ve ivedi servis ünitelerinde doluluğun yüzde yüze yaklaştığı hastanelerin yükünü hafifletmek amacıyla Lübnan, 14 Ocak ’tan itibaren, sözde pandeminin başında Çin ’de görülen çok katı bir kapanma sürecine girdi. Sadece evlere servis yapmalarına müsade verilen süpermarketlerin zeka kapatıldığı ülkede yirmi dört saat sokağa çıkma yasağı duyuru edildi. Eczaneye gitmek gibi acele ihtiyaçlar için sokağa çıkmak izne yan. 8 Şubat ’ta süpermarket ve bankaların emin saatlerde açılmasına izin verildi, fakat yirmi dört saat sokağa çıkma yasağı devam ediyor.

WASTA HER KAPIYI AÇAR

Bunca katı önleme karşın olgu ve vefat sayılarında istenen düşüş sağlanmış değil. Bunun bir sebebi, devletin kısıtlamalara büyük oranda uyulmasını sağlayacak kabiliyetinin olmaması. Polis teşkilatı ne nicelik ne de özellik itibariyle yeterli. Beyrut ’un en göz önündeki semtlerinde bile trafik olurken, kapanma sürecinde imkanı olan o kadar çok insanın taşındığı dağ köylerinde süpermarketlerin tip kabul ettiği haberleri geliyor. Bir ihtimal ceza yiyecek olursanız bile cezayı ödememe şansı hâlâ var. Wasta denilen devlet içindeki bağlantıların açamayacağı böylece az kapı, silemeyeceği o kadar eksik ceza var. Siyasi partilerin varlıklarını sıkı birer kliyentelizm şebekesine borçlu olduğu Lübnan ’da wastasına güvenen insan sayısı az değil. Evinin yakınındaki telefon mağazasının bunlardan birine ait, dolayısıyla açık olduğu tahminiyle telefonuna kredi yüklemeye dışarı giden ve yanılmayan bir dostumdan dinlediğim şu hikâye, anlatmaya çalıştıklarımın kusursuz bir özeti gibi: Güya açık kepengin altından süzülerek bir anda mağazaya giren ve karşı şaşkınlıktan donakalmış iki kişiye ceza yazmak yerine bir markanın telefon bataryasını soran, olmadığını öğrenince teşekkür edip ayrılan bir polis memuru…

Olgu sayısında istenen düşüşün hemen hemen bir ay süren kapanmaya karşın görülmemesinin ikinci sebebi ise idareli. Vatandaşlarına önemli miktarda yardım ulaştırabilen, dokuz sıfırlı heybetli özendirme paketleri ifade eden Avrupa ve ABD ’de salgınla uğraş için alınan ve bazı kesimlerce protesto edilen önlemler, azalan refah anlamına geliyor. Lübnan ’da ise istek. Jurnal kazancıyla kendisini ve ailesini binbir güçlükle geçindirmekte olan taksici, inşaat işçisi ya da seyyar satıcı yüz binlerce Lübnanlı hiç olmadığı kadar zorlu bir süreçten geçiyor. Ocak sonlarında Lübnan ’ın ikinci büyük kenti Trablus ’ta yaşanan şiddetli protestoların başını çekenler sınırlı jurnal gelirlerinden olan bu kesimler ile işsizlerdi. Yoksulluğun zirve yaptığı bu kuzey Lübnan kentinde belediye binasının yakılmasına kadar varan protestoların hedefinde kısıtlamalardan ziyade, ülkenin içinde bulunduğu darboğazdan sorumluluk sahibi tutulan, arasında eski başbakanlardan Necip Mikati ’nin de bulunduğu Trabluslu siyasetçiler vardı. Daha sınırlı olmakla beraber başka kentlere de sıçrayan ve kolluk kuvvetlerinin sert müdahaleleriyle karşılaşan protestolar esnasında virüsün dağılma zemini bulduğunu tahmin etmek baskı değil.

Lübnan, bu katmerli kriz sürecinde gücü ve itibarı sıfıra yakın bir geçici hükümetle yönetiliyor. Ağustos ayındaki patlamanın ertesindeki şiddetli sokak gösterileri sonucu istifa eden Hasan Diyab hükümetinin yerine az önce bir hükümet kurulabilmiş değil. Fransa desteğiyle bir egemen teknokratlar hükümeti kurulması inisiyatifi, bu görevi üstlenen diplomat Mustafa Edip ’in, Hizbullah ’ın maliye bakanlığını elinde tutma şartı koşması üstüne görevi iade etmesiyle daha eylül ayında çökmüştü. Cumhurbaşkanı Mişel Avn, hükümeti kurma görevini ekim ayında, 2019 ’daki protestolar sonucu istifa etmesinin birinci yılında Saad Hariri ’ye verdi. Hizbullah ’ın şartlarını kabul eden ama geriye doğru kalan bakanlıkların bağımsız teknokratlardan oluşması konusunda direten Hariri, dört aydır ne hükümet kurabildi ne de görevi iade etti.

HARİRİ, YOZ SİSTEMİN KÖŞE TAŞI

Ekonomik takviye paketleri için kayda değer reformlar yapacak bir hükümetin kurulması şartını koşan milletlerarası kamuoyunun başbakanlığına sıcak baktığı Hariri, geçtiğimiz haftalarda Ankara ’da Erdoğan, Kahire ’de Sisi ile görüştü. Suudi Arabistan ’a takviye açıklamaları yaptı. Bugün yarın Paris ’te Macron ile görüşecek. Tüm bu karoser gösterisinin değiştiremediği gerçek ise Hariri ’nin Lübnan ’daki yoz siyasi sistemin köşe taşlarından biri olduğu. Onun başbakanlığında bir bağımsız teknokratlar hükümeti koymak fikri, gülümseten bir şaka olarak ziyade sinirlendiren bir maskaralıktan ibaret.

Lübnanlılar, 2019 protestolarındaki inanç ve dinamizmlerini pandemi ve özellikle de Beyrut Patlaması sonucunda yitirerek sokaktan çekilince meydan yeniden bilindik siyasi çekişmelere ve mezhepçi argümanların havada uçuştuğu sonu gelmez bakanlık pazarlıklarına kaldı. Bu pazarlıklar Avn ’un damadı, Lübnan ’ın en dehşet edilen politikacılarından Cibran Basil ’in liderliğindeki en büyük Hıristiyan partisi Serbest Vatansever Hareketi ile Hariri ’nin liderliğindeki en büyük Sünni partisi Gelecek Hareketi arasında kamuoyu önünde yürütülen bir ağız dalaşına dönmüş durumda. Diğer bir deyişle tarihinin en zorlu süreçlerinden birinden geçen Lübnan ’da, ikisi de 1970 doğumlu ve ikisi de liyakatsiz iki adamın sona ermek bilmeyen zor paylaşım mücadelesi, dört aydır hükümet kurulamamasının en kayda değer nedeni.

Yaşı ilerlemiş Lübnanlı tanıdıklarım, aynı bir ekonomik darboğaz görmediklerini söyledikçe soruyorum: “İç savaş dönemi daha fena değil miydi?” Aldığım cevap hep aynı: “Hayır. Savaş her tarafında piyasada para vardı.”

GÖRÜNEN ÇÖP KONTEYNIRLARI

Beyrut ’ta yaşadığım evin balkonundan sokakta bağlı yandan dizilmiş dört büyük çöp konteynırı görünür. Bir yıl öncesine kadar arada bir, ola ki haftada bir defa, benzer erişkin kağıt toplayıcısı ile denk gelirdim. Son aylarda ise her balkona çıktığımda çoğu çocuk ayrı kişiler görüyorum. Kimisi kağıt topluyor, kimisi ise yiyecek arıyor. Çöpün etrafı anında hiç manâsız kalmıyor. Çocuklardan kimisi konteynırların içine giriyor. Büyük veya küçük istisnasız her poşeti yırtarak içini denetleme ediyorlar. Bazen yenilebilir bir şey buluyor, anında oracıkta yiyorlar. Bu çöp konteynırlarının içinde mezhepler, siyasi çekişmeler ve pandemi yok. Lokman Selim ’in öldürülmesi de…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.