Site Rengi

DOLAR
7,2341
EURO
8,8594
ALTIN
415,58
BIST
1.462
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
14°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
12°C
Pazar Yağışlı
10°C
Pazartesi Yağışlı
9°C

Muhafazakârların hayal dünyası

İngiltere ’de Brexit süreci sert bir şekilde yaşanırken, partiyi sağa çektiği yönünde eleştirilen Keir Starmer yönetimindeki İşçi Partisi, esas muhalefet partisi olduğunu unutmuş gibi görünüyor…

Muhafazakârların hayal dünyası
15.02.2021 11:27
0
A+
A-

İngiltere ’de Brexit süreci sert bir şekilde yaşanırken, partiyi sağa çektiği yönünde eleştirilen Keir Starmer yönetimindeki İşçi Partisi, esas muhalefet partisi olduğunu unutmuş gibi görünüyor.

Muhafazakârların hayal dünyası

Nick Cohen

Uydurma danışıklı dövüş teorilerinin hüküm sürdüğü çağımızda, esas entrika gürültüsüz kalmaktır. İngiltere ’nin AB ’yi terk etmesiyle sonuçlanan Brexit ’in, hesaplı ve siyasi bir kriz olduğunu kimse inkar edemez. İngiliz hükümetinin ağzını bıçak açmıyor. Muhalefetin konuyu açmaya cesareti yok. Sağcı medya haberleştirmiyor. Bu krizi birincil tanıyacak yayıncı, tarafgirlikle suçlanmaktan korkuyor. Birleşik Krallık ’ta gerçeklerle yüzleşmektense hayaller dünyasında yaşamayı tercih ediyoruz. Siyasi sınıf, hemen hemen film setindeymiş gibi rol yapıyor.

Yaşadığımız program metni ‘sert ’ Brexit dediklerinin bütün karşılığı çünkü AB gümrük birliğini ve iki taraflı piyasayı terk etmekte ısrarcı olduk. Neticede, halka verilen tüm sözler uçtu gitti. Ticaret alanını ele alalım. Boris Johnson ve Michael Gove ’un ayrılıkçı siyasileri seçmene 2016 yılında yeminler etti; ‘Serbest Britanya ’ Çin ve Hindistan gibi esas ekonomilerle ticaret anlaşmaları yapacaktı. Bu, verdikleri yüzlerce anlamsız sözden yalnızca bir tanesiydi. Çünkü gerçekler açığa çıktığında Brexit ’in çoktan olup her yerde olacağını biliyorlardı. Halen de ‘-mış gibi ’ yapıyorlar. The Sun gazetesinin haberine tarafından uluslararası ticaret sekreteri Liz Truss, Brexit ardından Delhi hükümetiyle “Güçlendirilmiş Ticaret anlaşması” imzalamıştı. Hatta atılan imzalar doğruca Hindistanlı teknoloji firması Tata ülkede çoktan 1540 kişiye istihdam yaratmıştı.

Katıksız propaganda. Tamamen saçmalık. Eski hükümet yetkililerinden David Henig ’in bana aktardığına göre, “Güçlendirilmiş Ticaret Anlaşması” ne çağrıda bulunmak, kimse bilmiyor. Truss ’ın başında olduğu birime anlaşmanın ne vakit imzalandığını ve ihracatçıların burada nelere uyarı etmeleri gerektiğini sordum. Metinde “uzun vadeli Hindistan-Birleşik Krallık ortaklığı” ve “sadakât” gibi genel geçer ifadelerden fazlası yok ve gelecekte “yol haritası çizme umutlarından” söz ediliyor. Bir De Birleşmiş Krallık ile Hindistan arasında imzalanan bir uzlaşma da yok, Tata zaten Britanya ’da ve Britanya ’da en fazla istihdam yaratan şirketlerden biri. Truss ’ın birimi Tata ’nın yarattığı yeni istihdam olanaklarının bahis edilen ortaklık ile “ilk elden ilintili olmadığını” da kabul ediyor.

Britanya ve Hindistan ’ın bir takım gümrük vergilerini müşterek olarak düşürmeleri ve bazı ticaret standartlarını uyumlandırmaları bu yıl içinde mümkün. Ama Liam Fox ’ıun 2017 yılında sözünü verdiği türden bir ‘hür ticaret anlaşması ’ yapılmayacak çünkü Hindistan ’ın vize serbestisi gibi talepleri var ve kendi ekonomisinin büyük bölümünü korumacı politikalarla yönetmekte de kararlı.

The Sun ve sağcı basının büyük bölümü için peri masalları açıklama yapmak, gerçekleri yazmaktan daha önemli. Brexit konusunda yanıldıklarını, ne pahasına olursa olsun kabul etmiyorlar.

Hükümet de mutluluktan azade bir hayal dünyasında yaşıyor. Seçmenine gerçekleri anlatamıyor ve açıkçası kendisinin de göremediğinden şüpheleniyorum. AB ’den ayrılmamızdan önce Truss ile görüşmüştüm. Çevresindekilerin görmekten aciz kaldığı bir gerçeği görüyormuş gibi gülümsüyordu. İnandığı olgulara körü körüne alt bir dindar edasıyla çevresine ışık saçıyordu. Gazeteciliğin birincil sorusu şudur: Yalan mı söylüyorlar, yoksa bunlar gerçek birer aptal mı? Belki fazlasıyla yufka yürekli davranıyorum lakin izlenimim, Truss ’ın reel bir aptal olduğu ve kendi Brexit yalanlarına inandığıydı.

Derhal ‘gerçeklerin hışmına uğruyor ’ bu ifadeyi muhafazakârlar, naif liberaller için kullanırlardı ama şu anda kendileri iyice benzer noktadalar. Bilgi edindiğim kaynaklara kadar Truss aralıksız fikir değiştiriyor ve çelişkili taleplerine ayak uydurmaya çalışan ekibi yorgunluktan yorgun düşmüş. Danışmanlarının memur brifinglerini, ideolojik açıdan daha yerinde bir şekilde her yerde yazmalarında ısrarcıymış. Güya muhafazakârlar ülkeyi Microsoft Word ’de baştan yazarak kurtarabileceklermiş gibi…

Gerçekleri çarpıtmak, Brexit ’in bizi sudan çıkmış balığa çevirdiğini kabullenmekten daha çekici. Ama dünya çaresizliğimizi sezebiliyor. Biçare kalan Truss geçtiğimiz yıl AB ’nin ABD ’ye uyguladığı gümrük vergilerini tek yanlı olarak askıya almıştı. Müteşekkir ABD ’nin karşılığında İskoç viskisindeki gümrük vergilerini kaldırmasını umuyordu. ABD ’nin minnettar olduğuna tereddüd yok; hediyeyi kabul etti ve karşılığında bir jest yapma gereği de duymadı.

Muhafazakâr olsam, olasılıkla rezil olmaya alışılmış olurdum. ABD ile bir tür ticaret anlamasına varacağımız şüphesiz. Fakat önce muhafazakârlar verdikleri sözlerden cayacak; klorlu Amerikan tavuğunu, hormonlu sığır etini ülkeye almama vaatlerinden vazgeçecekler. Bunları şüpheciliğimden söylemiyorum. Bu iki noktaya yoğunlaşan çerçeve anlaşmanın birincil çalışmaları başladı bile.

Yaşamakta olduğumuz Yeni Soğuk Savaş, Hong Kong olayları ve Uygur Türklerine karşın uygulamalar Çin ile anlaşma ihtimallerini geçersiz kılıyor. Yani Ayrılıkçıların bir sözü daha boş yere düştü. Hükümet ise önemli önemli Britanya ’nın Detaylı Yenilikçi Trans Pasifik Ortaklık Anlaşması ’na katılmasını önerge ediyor. Titiz okuyucularımız, bizim pasifik adalarında yaşamadığımızı ayrım edecektir. Dünyada her ülkede olduğu gibi bizim de başlıca ticaret ortaklarımız, komşularımız. Ve bizim komşularımız Avrupalılar. Jon Donne ’un söylediği gibi “Avrupa ’nın bir parçasıyız, başlıca karanın bir parçasıyız” ve muhafazakarlar bizi evsiz bıraktılar.

Truss, Johnson ve Gove gibiler, Brexit ’in yol açtığı felaketleri kimsenin fark etmeyeceğini umuyorlar. Kuzey İrlanda, İrlanda denizi ortasına çekilen sınırın ceremesini çekiyor, Amsterdam, günlük hisse işlemleri hacmi bakımından Londra ’yı geride bıraktı bile ve şirketler kompleks doküman işleri içinde boğuluyorlar. Kendilerine ve bütün ülkeye yalan söylediler, şu anda ise sonuçlarına katlanmak istemiyorlar. Çarpıtma ve dikkat dağıtma taktiklerine başvuracakları belliydi.

Ama İşçi Partisi ’nin, sağcıların etki alanı dıştan kalan medyanın neden sessiz kaldığını, niçin olup bitenleri görmemeyi seçtiğini anlamış değilim. Sanki bütün rezilliği kuytu tutmaya çalışan hükümetin yanı sıra, yayılan bütün kirli kokulara karşın kirli çamaşırları halkın önüne dökmemeye yemin etmiş bir muhalefetimiz var. Ama pis kokular giderek yayılıyor.

Çeviren: Fatih Kıyman

Kaynak: The Guardian

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.