Site Rengi

DOLAR
7,5345
EURO
8,9835
ALTIN
411,42
BIST
1.542
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
9°C
İstanbul
9°C
Yağışlı
Pazartesi Parçalı Bulutlu
9°C
Salı Parçalı Bulutlu
14°C
Çarşamba Çok Bulutlu
14°C
Perşembe Yağışlı
9°C

Türkiye’nin gölgesinde kalan Hollanda seçimleri: Uzun kol mu kısa kol mu?

Seçim sürecine giren Hollanda ’da Ankara ile ilişkiler ve buradaki Türkiyeliler seçim tartışması olmaya devam ediyor… AKP iktidarının buradaki göçmenler üzerinden yürüttüğü incelemeler ülke güvenliğini ve kamu düzenini etkiliyor…

Türkiye’nin gölgesinde kalan Hollanda seçimleri: Uzun kol mu kısa kol mu?
17.02.2021 09:35
0
A+
A-

Seçim sürecine giren Hollanda ’da Ankara ile ilişkiler ve buradaki Türkiyeliler seçim tartışması olmaya devam ediyor… AKP iktidarının buradaki göçmenler üzerinden yürüttüğü incelemeler ülke güvenliğini ve kamu düzenini etkiliyor.

Türkiye'nin gölgesinde kalan Hollanda seçimleri: Uzun kol mu kısa kol mu?

Galibiyet AYDOĞDU – Deventer

Türkiye-Hollanda ilişkileri seçim sürecine giren Hollanda ’da gündem olmaya devam ediyor. Bilindiği üzere her iki ülke arasındaki ilişkiler 2016-2017 tarihlerinde eğilim eden bazı olaylar sonucunda gerilemişti. 2018 ’den itibaren farklı alanlara yönlendirilmiş girişimlerin ardından ilişkiler iyiye doğru gidiyordu. Iki Taraflı diplomatik ve siyasi diyalog baştan sağlanmıştı. En son, geçen ayın sonunda, Hollanda Dışişleri Bakanı Stef Blok ile Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ’nun Türkiye-Hollanda Wittenburg Konferansı ’nda buluşmalarının sıcak bir ortamda geçmiş olması, düzelen bir ilişkiyi yansıtıyordu.

Stef Blok, Türkiye ’nin keza göçmenler (mülteciler) ayrıca de Hollanda ’da yaşamış Türkiyeliler konusunda yapmış olduğu olumlu katkılara sinyâl ederek ve Hollanda ’nın halen Türkiye ’de bir numara yatırımcı oluğunun altını çizerek tüm bunların fazla olumlu olduğunu belirtiyordu. Bakan Çavuşoğlu da kendisine “dostum” diye hitap etmişti. Hafta sonundan itibaren akım eden olaylara 15 Şubat ’ta bir yenisi eklendi. Basına Türkiye hakkında negatif analizleri içeren bir rapor sızdırıldı.

TÜRKİYELİLER SEÇİM TARTIŞMASI

17 Mart ’ta Hollanda seçimlere gidiyor. Bu haftadan itibaren bütün partiler seçim startı verdi. Kampanyalara korona gölgesinde de olsa başlandı. Seçim startının verildiği andan itibaren, sırt sırta doğrudan Türkiye ve Türklerle ilgili haberler yayımlanmaya başlandı. Avrupa parlamenteri ve genel seçimlerde partisinden aday olan Kesin Piri ’nin sitesinin erişim dışı bırakılması, seçimlere dış tesir gölgesi tartışmasını bir kez daha gündeme getirdi. Bu haberin peşinde Hollanda ’nın ünlü HP De Tijd dergisinde, 15 Şubat ’ta yayımlanan uzunca bir makalede, Hollanda Adalet Bakanlığı ’na bağlığı NCTV (Milli Terörizm ve Güvenlik Koordinatörü) adlı bir kurumun değişik güvenlik ve istihbarat birimleri ile eşzamanlı koordine ettiği, çok sıcacık bir araştırmanın basına sızdırılması üstüne, birçok tartışmayı da beraberinde getirdi.

Raporun başlığı: “Hollanda Ulusal Güvenliği, Erdoğan, Gökmen T., Fazla bakımlı.” Raporun başlığından da anlaşılacağı gibi, Türkiye ’nin Hollanda ’da yaşayan Türkler aracılığıyla yürüttüğü çalışmaların ya da Türkiye ’de icra edilen siyasetin, bu ülkenin güvenliğini ve millet düzenini etkilediği ve sarstığı yönünde. Türkiye ’deki 15 Temmuz Darbe Girişimi ’nden sonradan, Hollanda ’da birçok bakanlığa emrindeki kurum ve üniversiteler kadar, Hollanda ’da yaşayan Türkler ve Türkiye ile bağları ya da Türkiye siyasetinin bu halk üstündeki etkileri araştırma konusu oldu. Bu araştırmalardan memnun olunmadığı için yeni bir girişimde bulunulmuş ve bahsettiğimiz rapor hazırlatılmış. Söz konusu rapor birçok olaya ve gelişmeye sinyâl ediyor ve bu olayların Türkiye ’nin etkisi doğrultusunda akıntı ettiğini bahis ediyor. Raporda en fazla dikkat çeken tez; “Türkiye ’de uygulanan siyaset sonucunda, Hollandalı Türkler aralarında selefiliğin arttığı” savıdır. O Kadar ama rapor, 18 Mart 2019 ’da Utrecht ’te bir Türk ’ün (Gökmen T.) tramvayda işlediği cinayetleri de (4 kişiyi öldürmüştü) bu çerçeve içinde görüyor. Rapor, Türkiye ’deki gelişmeleri ve dönüşümleri tahlil ediyor ve bunların Hollanda ’nın iç güvenliği için getireceği tehlikelere vurguda buluyor ve örnekler veriyor.

ENDİŞELENDİREN RAPOR

Uzun süreden beri Hollanda siyasetinin gündeminde olan, Ankara ’nın ‘uzun veya kısa kolu ’, tartışması yeniden bu sayede kavga konusu oldu. Basına sızan rapordan önce, Vrij Nederland (Özgürlük Hollanda) adlı dergide Nikki Sterkenburg göre kaleme alınan makalede özet olarak, “bugün Erdoğan ’ın uzun kolu olarak tanımladığımız, Hollanda ’nın iç işlerine karışılması olayının değişik yüzü ise Den Haag ’ın (Hollanda hükümetinin) kolunun kısa olmasından kaynaklanmaktadır. Hollandalı Türk, adeta tartışma yaparak ayrılan anne ve babanın aralarında kalmış bir çocuk gibi. Hollanda sert, az daha reddeden anneyi, Türkiye ise evde olmayan, uzak seven, tatlı babayı temsil ediyor.” Hanımefendi Nikki Sterkenburg ’un ileri sürdüğü temel tez, yakından tanıdığım bir Türk diplomatın Hollanda ’daki görüşmelerde siyasetçilere verdiği mesaja benziyor. “Eğer siz Türk gençlerini eğitmezseniz, ailelerin sorunlarına eğilmezseniz, işsiz ve biçare bırakırsanız, ayrımcı politikalarla bu insanları altsınıf olarak görürseniz, sizin yapamadıklarınızı biz yaparız, okullar açarız, kurumlar oluşturur, Türklerin dertlerine tedavi buluruz.” Hollandalı politikacıların tepkisi çok negatif olsa da aslında bir gerçeğe parmak basıyordu bu sözler. Türkiyeli göçmenler uzun yıllar iki ülke arasında kaldılar. Ne anne ne baba kadar kabul gördüler, babasız gibi büyüdüler. Birisi ‘Alamancı ’, altın yumurtlayan döviz makinesi olarak görürken, diğeri bir türlü armoni sağlamayan ‘Anadolu yabanı ’ olarak gördü. Böylece bu kitleler deyim yerindeyse ne İsa ’ya ne Musa ’ya yaranabildi.

Bir bakıma arafta kalan bu kitlelere, Türkiye ’de anayasada yapılan bir değişiklikle, 2014 tarihinden itibaren seçme ve seçilme hakkının verilmesi, öteden beri Türk vatandaşlarının beklentilerine cevap vermiş olsa da yine yukarda bahsettiğim diplomatın ifadesi ile “Korkarım ama, kurmuş olduğunuz güzel ve uyumlu topluma, olumsuz etkileri ve yansımaları olacaktır, çünkü seçimler Türkiye ’deki saflaşmaları buralara taşıyacaktır.” En son seçim sonuçlarında, oy kullanan seçmenlerin yüzde 73 üstünde bir oranda AKP ’ye oy vermiş olması ve Hollanda ’nın şehirlerinde AKP liderinin posterlerinin asılması ve konvoyların aralıksız klaksonlarla caddelerde galibiyet kutlaması yapması, birçok Hollandalı siyasetçiyi düşündürdü. Hollandalı yerli halkta da, ülkenin yaklaşık olarak Türkler kadar işgal edildiği algısını oluşturdu ya da ırkçı partiler böyle bir algı yarattılar. Bunun sonucunda yapılan çoğu araştırma, Türk toplumunun çoğunluğunun sadakat olarak Hollanda ’dan daha pozitif Türkiye ’ye ast olduğunu belirterek, az kalsın çeşitli Hollandalı çevreleri yönlendirdi. Diğer Taraftan Türkiye siyasetinin uzantısı olan değişik kurumların oluşturulması, parti bürolarının ve derneklerinin kurulması, seçimlerin belirtilmiş mercilerden etkilenmesi ve organize edilmesi, Hollandalı yöneticilerin kara kara düşünmesine sebep oldu. diğer taraftan çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu bir partinin (EŞIT) kurulması ve bu partinin idareci ve vekillerinin Türkiye ve Türkiye ’deki siyasetle olan bağları mercek altına alındı. Malum Wilders hareketi de bu nesil olayları sonuna kadar iç seçim malzemesi olarak kullandı ve kullanmaya da devam edecek. Ayrıca Türkiye ’den bu partiye takviye devretmek için davet edilen politikacıların Hollanda ’ya gelmesi Hollandalı makamları rahatsız etmeye başladı. “Uzun kol” bu nedenle siyaset literatürüne bir kavram olarak yerleşti.

turkiye-nin-golgesinde-kalan-hollanda-secimleri-uzun-kol-mu-kisa-kol-mu-842444-1.

AKP ’NİN HOLLANDA PARTİSİ EŞIT

Uzun da olsa kısa da olsa, uzaklardan uzanan bir kol var. Doğrusu öteden beri aşina bir kol bu. Türkiye ’de yağmur yağsa, Hollanda ’daki Türkiyeliler az kalsın şemsiye açarlar, derdik. Tüm bu etkileşimler göçün doğal sonucu olarak görülürdü, hatta Türkiye ’nin ilk elden yurttaşlarını bir arada tutmasından memnundular Hollandalı yöneticiler. Ama Hollanda ’da siyasal iklimin değişmesi neticesinde bu ilişki ve etkileşime negatif olarak bakılması yaygınlaştı. Türkiye ’nin etkisi sorgulandı. Türkiyeliler halen uzaktaki babalarına kendilerini daha yakın hissediyorlar ancak Hollanda siyasetini de babalarının izinden giderek yorumluyorlar, algılıyorlar ve tercihlerini ona tarafından yapıyorlar. AKP ’ye dışarı giden yüzde 70 ’lik oy, Hollanda ’da AKP ’nin küçük bir maketi olan DENK ’e veriliyor. Sol partilerin oylarının düşmesinin nedenlerinden birisi de etnik ve inanç temelli bu ayrışmanın sonucudur. Türkiyelilerin yüzde 89 ’u (2015 ’e kadar) genellikle sosyal demokratlara oy verirken, bugün bu kitlelerin nerdeyse tamamı DENK partisine oy vermektedir. Bu Türk seçmeninin soysal demokratlara yönelik şehvetli bir tepkimesi mi ya da Türk siyasetçiler uyum sağlamakta güçlük mu çekiyorlar? 1986 ’dan bu yandan oy kullanım ve seçilme hakkına sahip Türkiyelilerin bir bakıma var olan partilerin dışına çıkarılarak oylarının bu şekilde etkisizleştirilmesinin önü mü açıldı? Bir başka ifadeyle Türkler ve Faslılar (yani Müslümanlar) kendi mahallerinde siyaset yapsınlar, bizim mahalleye gelmesinler mi deniyor?

Kademeli Olarak sağcılaşan ve ırkçı eğilimlerin vasat bir şekilde siyasete damgası vurması neticesinde, Türkiye ’ye karşın akıntı ve görüş açılarında da daha dışlayıcı düşünceler yaygınlık kazanmaktadır. Hollanda ’da en büyük ırksa grubu yaratıcı Türkiyelilere yönelik kuşkular da artmaktadır. Bu etnik grubun siyasal alanda etkinliğini hissettirmesi acaba Hollanda ’ya ne getirir ne götürür, türünden tartışmaları zaten ırkçı partiler aralıksız gündemde tutmaktadırlar. Bir bakıma Türkiyeli kitleleri beşinci kol olarak yansıtmak, onları ötekileştirmek ve düşman bir kitle olarak yerli halk nezdinde bir idrak yaratmak için uygulanan bir yöntemdir. Eğer ellerinde üstelik Türk bayrakları ve liderlerinin posterleri varsa ister istemez Hollandalılar sorguluyorlar, acaba nerde kusur yaptık diye. Kısacası bu stil ırkçı politikalar kadar Türkiyeli kitleler, “dış güçlerle işbirliği yapan, ülkenin dirliğini birliğini bozan, ihanet eden bir kitle” olarak amaç gösterilmektedir. Hele bundan başka bu kitleler geldikleri ülkenin iç çatışmalarını ve ayrışmalarını Hollanda ’ya taşıyorlarsa, o zaman “ya sev ya terk” nidaları yükseliyor ırkçı koro saflarından. İşe alınırken, bir partiden aday olmak istenildiği vakit mülakatlarda sorulan soruların başında, “Türkiye mi Hollanda mı veya Erdoğan mı Rutte mi” gibi sorular sorulmakta. Bu şekilde konu bir sadakat meselesine dönüşmektedir.

Ayrıca Türkiye ’deki iktidarın Hollanda ’daki çoğu teşkilat ve örgütlenmelerle aracısız olarak ve dolambaçlı bağı olduğu, 2017 seçimlerinde olduğu gibi yaklaşık olarak Hollanda ’nın seçimlerini etkilemeye karşın oluşturulan algılama, Hollanda milletoyu tarafından güzel karşılanmamış, ülkenin içişlerine müdahale olarak görülmüştür. Her türlü dış müdahale doğrusu Hollanda ’da yaşamış Türkiyeli kitlelere karşın ağır yaptırımlar olarak geri dönmektedir. Avrupa ’da yaşamış Türkiyeli kitlelerin aleyhine yasal uygulamaları daha da sertleştirmektedir.

İÇ POLİTİK ARAÇ GEREÇ YAPILAMAZ

Hollanda-Türkiye ilişkileri iç politikalara araç gereç edilemeyecek kadar önemlidir. İçerde ırkçı eğilimlerin artması ve etkin olması, dış ilişkilere de yansımaktadır. Büyük bir Türkiyeli kitlenin mevcudiyeti de ayrıca iç keza de dış politikaya konu olmaktadır. Avrupa ’da en uzun (400 yıllık), barışçı ve olumlu ilişki içinde olunan ender ülkelerden birisiyle, dahası 20 milyar avroluk ticaret ilişkisi içinde olduğun bir ülkeyle ilişkiler askıya alınıyor ya da bozuluyor. 2017 seçimlerinde araç gereç olarak kullanılan ilişkilerin gerginleşmesi, daha çok iktidardaki neoliberal Mark Rutte ’ye yaradı. bununla birlikte ırkçı Wilders hareketine! Yukarda bahsettiğimiz gelişmelere bakacak olursak, yine bir takım çevrelerin benzer numarayı çekmek gibi bir niyetleri var. Kati Piri ve partisinin sitelerine erişiminin engellenmesi kime ne fayda sağlayacak ancak? Acaba niçin NCTV raporu durup dururken basına sızdırıldı? Hıristiyan partileri niçin seçimlere sırası gelmişken soykırım meselesini tekrar gündeme getiriyorlar? Tarihsel olarak fazla köklü ilişki içinde olan iki ülkenin ve halkın, bu ilişkileri geliştirerek sürdürmelerini temenni ediyoruz. Somurtkan takdirde ırkçı ve farklılıklara düşmanca söylev takınan hareketler güçleniyorlar.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.