Site Rengi

DOLAR
7,6949
EURO
9,1342
ALTIN
419,06
BIST
1.530
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Yağışlı
13°C
Perşembe Yağışlı
8°C
Cuma Çok Bulutlu
9°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
12°C

Wilders faşizminin farkı

Zevk timsalliğinden ötekileştirmeye, ayrımcılığa ve ırkçılığa dışarı giden yolun peyderpey döşendiği seçim arifesindeki Hollanda ’da neo-faşist yapıların yükselişi ürkütüyor…

Wilders faşizminin farkı
09.02.2021 08:52
0
A+
A-

Zevk timsalliğinden ötekileştirmeye, ayrımcılığa ve ırkçılığa dışarı giden yolun peyderpey döşendiği seçim arifesindeki Hollanda ’da neo-faşist yapıların yükselişi ürkütüyor. Dünyanın her yanında olduğu gibi faşizm, en ilk önce işçi sınıfını ve onun siyaset sahnesindeki temsilcilerini amaç alır. Wilders hareketi de tüm okları sola yöneltti.

Wilders faşizminin farkı

HAZIRLAYAN: GALIBIYET AYDOĞDU

Çeşitli cadde gösterileri ile gündeme gelen Hollanda seçim arifesinde. Çoğu parti pandemiden kaynaklı baskı koşullara rağmen kongrelerini yaptı, adaylarını belirledi. Seçimler 17 Mart ’ta gerçekleştirilecek. Korona salgınından ötürü tehlike içeren gruplar 15 ve 16 Mart tarihlerinde oylarını erken kullanabilecek. Seçimlere 37 parti, 1579 adayla katılacak. Parti ve aday sayısı bir önceki seçime göre (2017) artmış bulunuyor.

10 yıldır iktidarda olan neoliberal politikaların temsilcisi Mark Rutte hükümeti, uygulamış olduğu sosyal devletin son kalıntılarını budayan politikalara rağmen popülaritesini koruyor. Sağ partilerin alamet-i farikası mıdır bilinmez, fakat soysal ve iktisadi sorunların bütün bir toplumu etkilediği bir dönemde (2008 Krizi ’nin sonucunda insanların birçok haklarından feragat etmesine rağmen), halen neoliberal hareketin ve onun ikizi olan PVV (Özgür Partisi), son kamuoyu yoklamalarında birincil ikiye oynamaktadırlar.

Wilders hareketinin oluşumu ve yükselişi

90 ’lı yıllarda Hollanda ’da bilhassa liberal cenahta başlatılan İslam ve göçmenler politikası ile alakalı ideolojik tartışmalar, giderek keza solda ayrıca de sağda (orta-sağ ve solunda gerilemesi üzerine) yankı ve taraftar buldu. Önceleri daha fazla felsefi bir ağız dalaşı olan İslamiyet ve göçmenlerin Hollanda ’daki konumu tartışmaları, siyasal söylemlere yansımaya başladı. Oysa Hollanda uzun zamandır göçmenlerin entegrasyonunu tartışarak, göçmenlerin çoğunluk toplum kadar kabul edilmesi ve kendi kültürel değerlerini muhafaza ederek (anadilde eğitim gibi), ahenk sağlamaları politikalarını idame etmekteydi. Avrupa genelinde de toleranslı yaklaşımıyla örnek bir ülke konumundaydı. Zaten tarih boyunca da fazla kültürlü bir göçmen ülkesi olmuştur.

Yeni kuşak politikacılar, dünya sathındaki değişimler sonunda (örneğin ABD ’nin yeni Ortadoğu politikaları ve Sovyetler Birliği ’nin dağılması), göçmenlere yönelik politikalarda daha sağcı ve gitgide ırkçı (“beyaz adamı ’ ’ temel bölge etnik ve üstün uygarlık tezleri doğrultusunda) yaklaşımları ön plana çıkardı. bununla birlikte Avrupa Birliği ’nin iktisadi özelliğine rağmen, siyasal ve kültürel bir birlik olduğu söylenerek, ‘kimlik ’ vurgusu öne çıkarıldı. S. Huntington ’ın medeniyetler çatışmasının yayımladığı dönemlerde, bu tartışmalar Hollanda ’da gündemi etkiledi. Bu bağlamda gerek Avrupa ’nın gerekse Hollanda ’nın ‘Yunan-Roma-Musevi ve aydınlanmacı hümanist ’ bir geleneğe yaslandığına ve bütün öteki kültürlerle bağdaşmadığına vurguda bulundular. Bu söylemleri savunanlar, Türkiye ’nin bir Avrupa ülkesi olmadığını düşünüyorlar. Wilders hareketi söylemlerini bu ideolojik damar üzerine kurguladı ve geliştirdi.

Geert Wilders (PVV) daha önce VVD ’nin (Serbest ve Demokrasi için Halk Partisi) bir milletvekiliyken, Türkiye ’nin AB ’ye üyeliği konusundaki akıl ayrılığından ötürü bu partiden ayrıldı (3 Eylül 2004). Meclis ’te önce tek şahsiyet bir grup olarak devam etti (Wilders Grubu). 2006 seçimlerinde partisini kurarak (PVV) seçimlere katıldı. Bu seçimlerde 9 milletvekili kazanarak, parlamentonun manâlı aktörlerinden birisi haline dönüştü. Wilders kendisini partiden çok bir hareket olarak görüyordu. Bu kavramı kullanması da manidar. Parti kongresi yapmayan, adaylarını parti liderinin belirlediği, hatta evlere giderek, ailelerini zeka yakından tanıdığı bir hareketle karşı karşıyayız. Bu parti 2009 Avrupa Parlamentosu seçimlerinde de başarı elde etti. Giderek yerel seçimlere de katıldı. Önce eyalet, sonradan belediye seçimlerine katıldı. Hollanda siyasal hayatının kayda değer aktörlerinden birisine dönüştü. 2010 ’da kurulan koalisyon hükümetine dışardan koşullara bağlı destek verdi ve uygulanan neoliberal politikalara ve programa damgasını vurdu. 2017 seçimlerinde iktidara oynuyordu (kamuoyu araştırmaları bu yöndeydi). Mart 2021 seçimleri beraberinde nasıl bir sonucu getirecek, göreceğiz. Kamuoyu yoklamalarında avantajlı olduğu gözlenmektedir. Hem sağda PVV için muhalif olan FVD (Demokrasi için Forum, T. Baudet ’in liderliğindeki) iç tartışmalarla (antisemitizm) dağılmaya yüz tutması ve gerilemesi, Wilders ’e yaradı.

Neo-faşist bir hareket olarak Wilders hareketi

Dünyanın birçok ülkesinde ırkçı ve şoven faşist hareketler palazlanmakta ve yer yer iktidara talip olmaktadırlar. Hollanda ’da öteden beri, önce tanıdık olmayan düşmanlığı, daha sonra İslamofobik ve bugünlerde de yeni mülteciler dalgasına aleyhinde estirilen ırkçılık gün geçtikçe yükselmektedir. Bu ırkçı, şoven hareketin başını çeken Geert Wilders ve kurduğu hareket, bir önceki örneklerinden (seleflerinden) daha farklı bir şekilde örgütlenmekte ve ileri sürdüğü savlarla da kendisini ayırt etmektedir. Çok sinsi ve daha akıllı bir şekilde kitlelerin fiilen genel gelişmelerden nedeniyle (düzenin yarattığı sorunlardan) hoşnutsuzluğunu, ayrı kökenden ve inançtan (özellikle de Müslümanlara) insanlara dürüst yöneltmektedir. Ülkede yaşanılan sorunların nedeni olarak Müslümanlar koçbaşı olarak gösterilmektedir. Bu sayede egemenler muhtemelen Hollandalı kitlelerin kendilerine yönelteceği eleştirileri ve aldıkları önlemlere karşısında direnmelerini kırmış bulunmaktadırlar. Tam da bu noktada Wilders hareketi tarihsel olarak faşizmin kriz dönemlerinde oynadığı rolü oynamaktadır. Tarihten tanıdığımız faşizmlere fazla benzemektedir, ama onlardan bile daha sinsi, daha açıkgöz hareket etmektedir.

Yukarda altını çizdiğimiz tespit birçok siyasal çevreler (ortanın sol ve sağ partileri ilk önce edinmek üzere) tarafından bilinmesine rağmen, nedense bu çevreler halen Wilders hareketini ciddiye almaktan kaçınıyorlar. Bugüne kadar maalesef soldan Wilders ’e yönelik önemli bir cevap gelmedi. Bu da sol partilerin, öncelikle da PvdA ’nın (İşçi Partisi) Wilders ’cilt ne kadar çekindiğini gösteriyor. Benzer tavrı Pim Fortuyn (2002 ’de iktidara yürürken, suikasta kurban giden politikacı) döneminde de gördük. Dünyanın her yanında olduğu gibi faşizm en ilk kez emekçi sınıfını ve onun siyaset sahnesindeki temsilcilerini gaye alır. Wilders hareketi bütün oklarını sola yöneltmiştir. Müslümanlara karşın saldırıları popülist duyguları kabartmaya yönelik olduğu halde, bu hareketin saldırdığı başlıca düşünce, sol fikir ve felsefi anlayıştır. Onların nazarında sol, Müslümanlara sahip çıkmaktadır. Keza Müslümanların Hollanda ’da barınmalarının sebebi solculardır. Derslik temelli politikalar üretemeyen ve daha çok merkez sağa içten savrulan sol, yükselen ırkçı ve faşizan partiler karşı oy kaybediyor.

***

wilders-fasizminin-farki-839512-1.
Geert Wilders

Faşizmin tarihsel seyri ve Wilders ’in seleflerinden farkı

WIlders hareketi 1980 ’li yıllarda tanıdık olmayan düşmanlığı üzerine sabit bir hareket gibi yok (örneğin ‘Merkez Demokratlar ’). Daha ince tezatlar üzerine kurgulanmış bir harekettir. Bütün eleştirilerini İslam ’a yönelttiği izlenimini verse de, bu bağlamda hafıza özgürlüğüne dayandığını iddia etse de temelinde yatan ırkçı ve faşist bir gelenek var. 1920 ’li ve 30 ’lı yıllardan tanıdığımız faşizmin türevleri ile çoğu bakımdan örtüşmektedir. Hitler faşizmi de hâlihazırda var olan antisemitizme dayanan duygulara hitap ederek, Birinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan koşul ve krizden ötürü, düzene yönelik devrimci mücadeleleri kırarak, kitleleri düzenle bütünleştiren bir alana çekmiştir. Nihayetinde de emekçi sınıfı ve sosyalist hareket en büyük tahribatı bu dönemde görmüştür. Aynı tarzda Wilders ve Le Pen gibi fazla ırkçılar zaten Avrupa ’da tarihsel olarak kökleri mevcut olan ‘İslamofobik ’ duygu ve düşünceleri kullanmaktadırlar. Ilk Kez neofaşist çevrelerin desteklediği hareket, düzene karşın hoşnutsuzluklarını bir türlü yerleşik (geleneksel) siyasi partilere anlatamayan (fakat bu partilerin de genellikle fakir kitlelerin dertlerini duymadıkları, bir türlü en alttaki kitlelerle diyalog kuramadıkları da bilinmektedir), şehirlerin varoşları ve kayıtsız bırakılmış hudut kentlerinde yaşayan kitlelerden (işsizliğin ve her türlü toplumsal sorunların çözümsüzlüğe bırakıldığı) gelen alaka ve takviye ile büyümektedir.

Kuşkusuz literatürde çoğu faşizm tanımlaması mevcut. Bunları tekrarlamayacağım. Wilders hareketinin en bariz özelliklerinden birisi de milletlerarası faşist hareketin bir parçası olmasıdır. Keza ABD keza de İsrail gibi ülkelerden finans çevrelerinden yardımlar aldığı bilinmektedir. Wilders, sistemin yalpaladığı, derin bir (yapı) kriz içine düştüğü bir dönemde akıntı etmiştir (22 Şubat 2006). Yaklaşık Olarak sistem için bir can simidi görevini üstlenmektedir. Wilders finans kapitalin bir oyuncağıdır. Solun önünü kesmek ve sınıf mücadelesinin düzene karşı oluşturacağı her eylem ve atılımı engellemek için kurgulanmıştır.

Özellikle ekonominin daraldığı, krizin derinleştiği dönemlerde, ırkçı ve fazla sağcı hareketler canlılık kazanırlar; 1980 ’lerde ‘Merkez Demokratlar ’ (Jan Maat), 1990 ’larda Bolkestein ’in İslam eleştirisi (liberal cepheden), 2000 ’li yıllarda ise Fortuyn – Ayan Hirsi Ali ve daha sonra da Wilders bu silsilenin devamıdırlar. Kuşkusuz Verdonk gibi bu duruşları hükümete içeren ve resmi politikalara dönüştürmeye çalışan şahışları da unutmamak lazım. Bir taraftan kemer sıkma politikaları, kısıtlamalar, büyüyen işsizlik üstelik dünya sathında kapitalist emperyalist kampın krizinden çıkmak için başlattığı talan hareketlerine manivela oldu bu şahıslar. Huysuz takdirde Ortadoğu ve Afganistan ’da başlatılan savaş (oysa bitmiş paylaşım savaşları) kitlelere diğer türlü kabul ettirilemezdi. O zamanlar gerek hükümet çevreleri gerekse de sosyal demokrat cenahtan birçok kesim Hollanda ’nın bu savaşlara katılmasını savunmuşlardır. Ne de olsa, “ölümü gösterip sıtmaya razı olma gibi” bir durumla karşı karşıya kaldılar. Bir bakanın söylediği (sonra NATO genel sekreteri olan şahıs) “Irak bizim için Iraklılara bırakılmayacak kadar önemlidir” sözü, tüm bu sürecin sömürgeci bir paylaşım süreci olduğunu özetlemiştir.

Radikalizm konusuna değinecek olursak, bugüne kadar Hollanda ve birçok Avrupa ülkesi tek yanlı olarak ve bilhassa de İslami temeldeki radikalizme dikkat çekmiştir. Oysa Batı Avrupa ülkelerinde birçok bakımdan radikal gruplar mevcuttur. Birçok ırkçı hareket faşist ideoloji temelinde gelişmekte ve örgütlenmektedir. İşte Hollanda ’daki Wilders hareketi, Fransa ’da Le Pen, Belçika ’da de Winter. Almanya ’da Cumhuriyetçiler, Pegida, Macaristan ’da Jobbik, Bulgaristan ’da Hücum vs. Her Yerde fazla – ırkçı – şoven hareketler bulunmaktadır. Bu hareketlerin mahiyeti çoğu bakımdan ülkelerindeki gidişattan memnun olmayan, ‘ülkesinin elinden çekilip alındığını ’ düşünen kitlelere hitap etmesidir. Wilders ’in propagandası da bu düstur üzerinedir. “Hollanda ’yı Hollandalılara geri vereceğiz”, “Hollanda İslam göre işgal edilmiştir”, “Biz iktidara geldiğimiz vakit, cümbür cemaat konut sahibi olacak (çünkü Müslümanları göndereceğiz)”, “Daha az Faslı”, “Camileri kapatacağız”, “Hollanda ’nın İslamlaşmasını durduracağız”, “Kuran faşist bir kitaptır, yasaklanmalıdır”, “İslam fazla geri, dünyaya baskın edinmek isteyen sapık politik bir ideolojidir”, “İslam ’a Hollanda ’da yer değil”, şeklindeki sloganlarla, düzenden memnun olmayan binlerce insana hitap etmektedir. “Daha eksik Faslı, oysa onu da biz gerçekleştireceğiz” düşüncesiyle, Wilders gerçek niyetini açık açık belirtmiştir. Peki Wilders acaba bu düşüncesini nasıl gerçekleştirecek? İnsanları kamplara mı hapsedecek ya da geldikleri ülkelere geri mi gönderecek? Her halde yalnızca sınırları kapatarak, duvarlar örerek başaramayacak bütün bunları? Bir örnek saptamak icabında, bu harekete alt alt platformlar ve kurumlar kurulmakta. Hem parti keza de bu kurumlar, ilk önce Müslümanlar almak üzere, sol örgütleri takibe almaktadırlar. bir de da birçok provokasyon ve sansasyon içeren eylemler gerçekleştirmiş (filmler, kitap ışıklandırma, karikatür vs.).

Yarın: Neo-faşizme karşı izlenen uğraş hattı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.